İŞ BANKASI HİSSELERİ İLE İLGİLİ HUKUKİ GÖRÜŞÜM:

Bir hukukçu olarak bu konuya objektif ve bilimsel bir açıdan yaklaşmaya gayret ettim. İşte görüşlerim: Atatürk, 5 Eylül 1938 tarihinde kendi el yazısı ile bir vasiyetname hazırlamıştır. “Malik olduğu bütün nukut ve hisse senetlerini” ve bazı menkul/gayrimenkul mallarını “Cumhuriyet Halk Partisine” belli şartlarda vasiyet etmiştir.  Atatürk, vasiyetnamesinde; (1) İş Bankası hisselerinin mülkiyetini Cumhuriyet Halk Partisine,

Kanal.İstanbul.İtiraz.Süreci.Tablo

 SORULARA CEVABEN ÖZET GÖRÜŞLERİM: KANAL İSTANBUL PROJESİ ÇED RAPORU’NA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE İTİRAZLARINIZI 2 OCAK TARİHİNE KADAR (2 OCAK DAHİL) SUNABİLİRSİNİZ.   İTİRAZ ETMEK İÇİN İSTANBUL’DA OTURMANIZ GEREKMİYOR: Projenin ulusal boyutu vardır: (1) Geniş bir bölgede ekosisteme etkileri. (2) Montrö Sözleşmesine olası etkileri ülkemizin güvenliğini ilgilendirir. (3) Bütçeden de yapılsa, Yap-İşlet-Devret yöntemi ile de yapılsa

Kanal İstanbul İtiraz Dilekcesi 25.12.2019.

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞINA GÖNDERİLMEK ÜZERE ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK İL MÜDÜRLÜĞÜNE İTİRAZ EDEN/GÖRÜŞ BİLDİREN:          [Ad-soyad, Adres, TC Kimlik No, E-posta adresi] KONU: KANAL İSTANBUL PROJESİ hakkında son şekli verilen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu hakkında ÇED Yönetmeliği 14. Maddesinin ilk fıkrasına binaen görüş ve itirazlarımın sunulmasından ibarettir. İstanbul İli Küçükçekmece, Avcılar, Arnavutköy, Başakşehir

TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLIĞI:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLIĞI: Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı önemli bir onur ve 82 milyonun temel bağıdır.  HER ÜLKE KENDİ KÜLTÜRÜNÜ, ULUSAL KİMLİĞİNİ VE İTİBARINI KORUMAK ADINA VATANDAŞLIĞININ ELDE EDİLMESİNİ BELLİ ŞARTLARA BAĞLAMIŞTIR. Neredeyse tüm ülkelerde, sonradan vatandaşlığı elde etmek, şu asgari şartlara bağlıdır*: O ülkede en az 5-8 yıl ikamet etmiş olmak (ülkeden ülkeye değişiyor ama asgari

YARGI REFORMU, 1. PAKET / 2. YAZI

YARGI REFORMU: 2. YAZIM: 1.PAKETİN TEMEL AMAÇLARINDAN BİRİ: BAZI SUÇLARLA İLGİLİ YARGI YÜKÜNÜ (VE CEZAEVİ NÜFUSUNU) AZALTMAK. [“ÖZGÜRLÜKLERE” İLİŞKİN MADDELER FAYDALANAMAYACAK] Mahkemelerin aşırı dava yükü (Anayasa Mahkemesinde 47,000, Danıştay’da 175,000, Yargıtay’da 500,000+ derdest dosya) ve cezaevinde 265,000 kişi (2000 yılında bu rakam 50-60,000 civarıydı; %400 artış!) olduğu düşünülürse, bu yanlış bir hedef değil. Ancak teklif edilen 3 temel değişiklikte önemli sorunlar

YARGI REFORMU, 1. PAKET / 1. YAZI

*Yargı reformu ile ilgili bir yazıda tüm konulara değinmek imkânsızdır. Amacım, gelecek günlerde kısa/sade yazılarla 1. Paketin kilit noktalarını size sunmak. İşte 1. Paket ile ilgili 1. yazım. [*Bu paket esaslı bir yapısal reform içermiyor. Yargı reformu, yargıyı şekillendiren Hâkimler ve Savcılar Kurulu yapısından başlamalı; yargının özellikle yürütmeden bağımsız olmasının sağlamalı. Yapısal ve sistemsel sorunları/önerilerimi

KADINA ŞİDDET

  İstanbul Sözleşmesi Düzenlemeleri [Anayasa Md. 90/4 gereği kanun hükmündedir] Mevzuatımızdaki Düzenlemeler: Sorunlar ve Çare Önerileri 1 Kadın-erkek eşitliği tanınmalı [Md. 4] Anayasamız kadın-erkek hak eşitliğini tanıyor (Md. 10/2). Ancak, bu eşitlik tüm siyasiler ve Devletin tüm temsilcileri tarafından açıkça ifade edilmeli, 2011’de imzaladığımız “İstanbul Sözleşmesi” ve 6284 sa. Kanuna açıkça sahip çıkılmalı, toplumsal bilinç güçlendirilmeli. BM cinsiyet

YENİ ANAYASAL “SİSTEM” (MDE 104) TEMELİNDE DEĞİŞTİRİLEN KURALLAR: DEVLETİN KURUMSAL YAPISINI ZAYIFLATIR:

YENİ ANAYASAL “SİSTEM” (MDE 104) TEMELİNDE DEĞİŞTİRİLEN KURALLAR: DEVLETİN KURUMSAL YAPISINI ZAYIFLATTI: DEVLETTE TÜM ATAMALARIN 1 KİŞİ TARAFINDAN VE LİYAKAT KRİTERLERİ+DENETİM OLMADAN YAPILMASI DOĞRU BİR SİSTEM DEĞİLDİR: DEVLETİN KURUMSAL YAPISINI ZAYIFLATIR, BAĞIMSIZ OLMASI GEREKEN KURUM/KURULLARA YETERLİ BAĞIMSIZLIĞI VE GÜCÜ SAĞLAMAZ:   Eski sistemde Bakanlar Kurulu kararı gerektiren tüm atamalar, artık doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından yapılacaktır.  Eski sistemde

KISA VADEDE: 400 MİLLETVEKİLİNİN DESTEĞİ İLE KISMİ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ YAPILMALIDIR:

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin” ülkemize iyi gelmediği artık çok net bir şekilde ortadadır. Güçler ayrılığı, denge-denetim mekanizmaları, yargı bağımsızlığı olmayan bir “Sistem” güven vermez ve tüm ekonomik dengeler bozulur: para birimi değer kaybeder, yeterince yatırım gelmez, mali disiplin bozulur (denetim olmadığı için), faizler risk algısı yüzünden artar ve tüm bunların sonucunda özellikle enflasyon ve işsizlik rekor

YSK, SEÇİMİN İPTALİNE GEÇERLİ BİR GEREKÇE SUNAMAMIŞTIR:

1- “SEÇİM SONUCUNA MÜESSİR DURUM” ORTAYA KONULMAMIŞTIR:  Bir seçimin iptal edilmesi için, Kanuna göre, 1. “olmazsa olmaz şart”, seçim sonucunu etkilemiş bir durumun olmasıdır. Seçime etki ise, somut delil/gerekçeler ile ispatlanmalıdır [Madde 112]. YSK’nın gerekçeli kararını okuduğumuzda; “seçim sonucuna etki” açıklanmamış, ortaya konulmamıştır. YSK’nın seçim iptal kararının, herhangi bir SAYIM sorununa dayanmadığı netleşmiştir; usulsüzlük/itiraz/şerh/”çalma” hiçbiri

YAPILAN OLAĞANÜSTÜ İTİRAZA İLİŞKİN YORUMLARIM VE BİLGİLENDİRME YAZIM:

*[Olağanüstü itirazla ilgili SÜRE sorununa dünkü yazımda değindim. Burada tekrarlamıyorum]. İtirazda yer alan en temel iddialarla ilgili özet hukuki görüşlerim: 1- Bir kere, temel prensip ve tüm iddialar için geçerli olmak üzere: YSK, sadece somut ve delil/gerekçe ile desteklenen iddiaları dikkate alabilir. [298/mde 112]. Bu kural olağanüstü itiraz için de aynen geçerlidir. YSK İçtihadları bu

KRİZDEN ÇIKIŞ İÇİN KISA VADEDE ÖNERİLERİM:

Bundan tam 2 yıl önce, Şubat 2017’de, “ÇARE BAŞKANLIK MI?” kitabım çıkmıştı. O dönem söylenenlerin tam aksine, yeni “sistemin”; (1) sürekli koalisyon/ittifaklara yol açacağını, (2) Meclis’i sembolik bir konuma getireceğini, (3) adalet, hak ve özgürlüklere ve (4) özellikle de EKONOMİYE olumsuz etki yapacağını (işsizlik ve enflasyonu körükleyeceğini) ayrıntılı şekilde anlatmıştım. Hatta bu konuda eleştiri de